Eğlenceli Telefon Uygulamaları

Arkadaşlar bir süre ara vermiştim yazı yazmaya. Sebebi ise malum okulum bitti ve iş telaşına düştüm . Artık düzenli olarak yazabileceğim çünkü özel bir okulda işime başladım. Bugün sizlere çok eğlendiğim uygulamaları tanıtmak istedim. Arkadaş ortamında ya da aile içinde keyifle bol kahkaha ile oynayabileceğiniz uygulamalar. O zaman tanıtıma başlıyorum 🙂

1-   NEBUU

Bu oyunu rastgele keşfetmiştim. İkili gruplar halinde oynayabiliyorsunuz. Çeşitli kategoriler mevcut oyun içerisinde. Mesela dizi ve filmler kategorisini seçtiniz. Telefonu alnınıza koyuyorsunuz. Karşıdaki kişi orada gelecek kelimeyi görüyor. Size o filmi ya da diziyi anlatmaya çalışıyor. Eğer bilirseniz telefonu yukarı doğru kaldırıyorsunuz. Bilemez iseniz aşağı doğru indirip pas geçiyorsunuz.Tabi ki bir süre mevcut. Bu süre içerisinde en çok anlatan oyunu kazanır ! Şimdi size kategorilerinden bahsedeyim. 51 tane kategorisi var . Oyunu indirdiğinizde bazıları açık olarak size sunuluyor.

 

 

 

Bunlardan açık olanlar herkes de değişik olabiliyor. Bende yaz mevsimi , yılbaşı, evlilik kategorisi açıktı mesela.  Bu kategorilerden sorular geliyor. Yaz mevsimi değince aklına ne gelirse . Mesela güneş kremini anlatıyorsun arkadaşına. Tabi süreyi geçirmeden anlatman lazım. Diğer kategoriler içinde belirli bir ücret isteniyor ama bu ücretler oldukça uygun. Fenomenler kategorisi var mesela burada son zamanın ünlüleri soruluyor. Youtube kategorisinde son zamanların kanal sahipleri sorulmakta. Bazı değişik kategorilerde var. Mesela bazılarında mırıldanarak sadece o kelimenin sesini çıkararak anlatıyorsun. Bazısında ise hareketlerinle konuşmadan anlatıyorsun. Bazılarında şarkı söyleyerek anlatıyorsun.  Mesela hayvanlar bölümünde o çıkan hayvanın taklidini yaparak karşındakine anlatmaya çalışıyorsun. Ayrıca telefon anlatan kişiyi kameraya alıyor. Oyundan sonra alınan videoyu izleyebilirsiniz. Hangi soruların sorulduğunu hangisine yanlış cevap verdiğinizi de görmek mümkün.O kadar farklı bölümler var ki yani sıkılmak imkansız neredeyse. Abur cubur gurmesi adlı kategoride ünlü abur cubur markalarının ürünlerini anlatıyorsun.  Bunu gruplar halinde oynayabilirsiniz. Ben bu oyunu biraz tabu oyununa benzettim açıkçası .  Kalabalık olduğunuz ortamlarda inanın daha eğlenceli olmaya başlıyor oyun. Oyunda size tanılınan belirli süre var ama isterseniz bu sürenin arttırılması mümkün. İstediğiniz kategorilerle de karışık bir yarışma yapabiliyorsunuz. Herkese iyi eğlenceler dilerim ! 

2- PQUİZ

 Tanıtacağım bu uygulama bireysel yarışacağınız bir uygulama. Bilgi yarışması olarak düşünebilirsiniz. Diğer uygulamalardan farkı ise para kazanmanız. Evet, doğru duydunuz yarışmada bir para ödülü var. Belirli günler yapılıyor yarışmalar ve binlerce insan katılıyor online olarak. Belirli sayıda sorular geliyor. Zorluk derecesine göre değişiyor tabi. Bu soruların hepsini doğru bilmeniz gerekiyor. Bir tane can simidi hakkı kullanabiliyorsunuz. Hemen can simidi nedir ? onu da anlatayım . Uygulamayı indiren arkadaşlarınız sizin referans kodunuz ile indirirse size bir tane can simidi geliyor ve bu can simidi aslında size bir tane pas geçme hakkı tanıyor. Zor gördüğünüz bir soruyu pas geçebilirsiniz. Ben bir kere katılmak istedim yarışmaya fakat bir teknik arızası vardı o yüzden o gün yapılamadı. Çünkü katılım çok olmuştu. Binlerce insan yarışıyor ve yarışmanın altında bir sohbet kutusu var . Oradan da sohbet edebiliyorlar. Yarışmayı canlı olarak bir sunucu sunuyor. Ünlü bir sunucunun da sunma ihtimali var. Her hafta yarışmayı sunacak kişi süpriz oluyor . Gelelim para ödülüne … Her hafta soruları tam bilen kişi para ödülünü alıyor. Eğer birden fazla kişi bildiyse bunlara eşit olarak dağıtılıyor. Geçen hafta arıza olması sebebiyle yarışma ertelendi ve para ödülü 7 Temmuza devretti. 7.500 gibi bir rakamdan bahsedildi para ödülü olarak. Değiştirmeler yapabilirler ama ödül üzerinde. Hem eğlenebileceğiniz hem de öğrenebileceğiniz bir yarışma olduğunu düşünmekteyim. 7 Temmuz günü ben de yarışacağım. Herkese bol şanslar diliyorum . 🙂

 Umarım yazımı beğenmişsinizdir.  Bundan sonra düzenli olarak buraya zaman ayıracağım . 

Görüşmek üzere ! 🙂

Resim 

Resim

Resim

Resim

Heinz İkilemi

Resim

Merhaba arkadaşlar . Bu yazımda Kohlbergin ahlak düzeyini saptamak amacı ile kullandığı bir hikayeden bahsetmek istiyorum . Kohlberg bu hikayede sorulan sorunun doğru ya da yanlış olmasından değil sorunun arkasında yatan sebeplerle ilgilenmiştir . Sizlerin de cevaplarını gerçekten merak ediyorum . Cevaplarınızı yorum olarak bırakabilirsiniz .Şimdi hikayeye geçelim .

Heinz’in karısı çok nadir görülen bir kanser türüne yakalanmıştır .Doktorlar bu kanser türüne şehirde ki bir eczanede satılan radyum bileşenli ilacın yararlı olabileceğini söylerler. Heinz bu haberi duyunca gerçekten çok sevinir ve eczaneye gider. Eczacı bu ilacın maliyetinin çok pahalı olduğunu ve elinde bir tane olduğunu söyler . İlaç gerçekten çok pahalıdır . Bu durum karşısında Heinz çok üzülür . Heinz bu parayı denkleştirmek için çok uğraşır ama paranın yarısını zar zor denkleştirebilmiştir . Eczacıya karısının bu ilacı alması gerektiğini ve almaz ise öleceğini çok zor durumda kaldığını ilacın parasının yarısını verip diğer yarısını sonra verebileceğini söyler . Eczacı ise Hayır bunu ben keşfettim ve bundan para kazanacağım der . Sizce bu durumda Heinz ilacı çalmalı mıdır ? Niçin ?

Bir Silgi Bir Kalem

 

Merhaba arkadaşlar. Bu yazımda size tesadüfen karşılaştığım bir siteden bahsetmek istiyorum. Sitemizin ismi ”birsilgibirkalem.org” . İlk olarak bu sitenin amaçları ve hedeflerinden bahsedeceğim daha sonra benim bu sitede yaşadığım deneyimlerden bahsedeceğim. Site  ihtiyaç sahibi ilk ve orta öğretim kurumlarını bu kurumlara yardım etmek isteyen bağışçılarla buluşturuyor.  İhtiyacı olan okullar ihtiyaçlarını listeliyorlar. Köy okulları şartlarını az çok biliriz. O çocukların ne kadar çok ihtiyaçları var ise bu siteye ihtiyaçlar giriliyor. Örneğin; A okulu 30 tane kalem ihtiyacımız var diye siteye ekliyor. Daha sonra bu siteye üye olan gönüllü bağışçılar bu ihtiyaçları karşılıyorlar. Çevresindeki bir kırtasiyeden 30 tane kalem alıp okulun adresine kargoluyorlar ve o ihtiyacı giderilmiş olarak işaretliyorlar. Aklınıza gelebilecek her türlü ihtiyaçları oluyor okulların. Kitap, kalem, top ve bolca dosya kağıdı.  Sitede tabi ki çok büyük bağışçılar yer almakta. İhtiyaç sahibi ile doğrudan iletişim kurmak gerçekten çok güzel . Gönderim yapacağınız okulun adresi, yetkilisi, numarası hatta okula kargoların kaç günde bir geldiği bile mevcut. Bazı okulların şartları çok kötü olduğu için mesela haftada bir kere kargo günü oluyor. O yüzden o kargo gününü hesaplayıp gönderiyi çıkarmak daha mantıklı oluyor. Benim sevdiğim yönlerinden biri de direk para göndermek yerine isteklerini kendimizin seçip yollaması .  Çok büyük bir site ve şu zamana kadar bir çok ihtiyaca cevap verilmiş. Siteye üye olduktan sonra hemen Türkiye’nin her yerinden okulların istekleri çıkıyor. İçlerinden bütçenize göre seçip ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsunuz. Güzel olan bir diğer yanı ise belirli bir sınırlama olmadığı için herkese hitap edebiliyor. 5 tane sulu boya da alıp yollayabilirsiniz. Mesela o okul 30 tane boya istemiştir ama siz bunun 5 ini alıp yolluyorsunuz. Seçimleri yapabiliyorsunuz . Birden bütün ihtiyaçları belki karşılamak zor olabilir.  Siz kargoyu yolladıktan sonra okula ulaşınca onlarda isteklerin karşılanmış olan kısımlarını kapatıyorlar.  Gönderdiğiniz eşyalarla öğrenciler fotoğraf çekinip size teşekkür mektubu yazıyorlar. Bunu her okul yapmıyor. Bazıları sadece fotoğraf çekiniyor  bazıları teşekkür mektubu yazıyor.  Böyle bir şey yapmaları kesinlikle çok duygusal bir şey. Tabi biz o gönderdiğimiz şeyleri herhangi bir geri dönüt beklemeden yapıyoruz .  Bizim o heyecanla seçtiğimiz hediyeler onlar içinde aynı heyecanı uyandırıyor . Gerçekten bu çok iyi. Ben sınıf öğretmenliği de okuduğum için . Köy okullarını görmüş biri olarak onların ihtiyaçlarının ne kadar çok olduğunu biliyorum. Gerçekten çok zor şartlarda eğitim görüyorlar. Bu siteye rastgele rastladım ve böyle güzel duygular deneyimledim. Şuan sitede bir sorum var galiba çünkü hata veriyordu ama en yakın zamanda açılır diye düşünüyorum Çünkü böyle işlevsel bir projeye hepimizin ihtiyacı var gerçekten.  Bu siteden size bahsetmek istedim. Umarım yazımı beğenmişsinizdir. 🙂

Yabancı Dizi Önerilerim

Kendi açımdan konuşmak gerekirse üniversitemin bitmesi ile bol bol dinlenmeli günler geçiriyorum. Bu boş günlerimde en büyük arkadaşım yabancı diziler 🙂  Hatta bazen bir kaç sezon duraksız izlediğimi hatırlarım. İnsan kendini kaptırınca gerçekten başından kalkamıyor. Benim son zamanlarda hayran kalarak izlediğim 2 diziyi sizlere önermek istiyorum. Daha öncelerden Game of gibi popüler dizileri zaten bitirmiştim. Sürekli yeni dizi arayışındaydım ve işte bu ! dediğim dizileri buldum isterseniz tanıtıma geçelim 🙂

1 ) WESTWORLD

 

İlk numarada yer almasının sebebi çok sevdiğim bir oyuncu Anthony Hopkins’in dizide yer alması ve sıra dışı olan konusu. Zaten diziye başladığınızda ilk 4 bölüme kadar bir şey anlamıyorsunuz. Bazı şeylerin yerine oturması zaman alıyor ve çok dikkatli izlemeniz gerekiyor. Dizide geçen her sahnenin ayrı bir anlamı var. Konusuna gelince çok fazla spoiler vermeden bahsetmek istiyorum. Bir yapay park var buranın ismi Westworld bu yapay yerleşim yerinde insanlar var ama bu insanlar robot. Bu robotları normal insandan ayırmak neredeyse imkansız. Bu yapay park da bir çok hikayeler var. Dışarıdan insanlar yüklü bir miktarda para ödeyerek bu yapay parka ziyarete geliyor ve burada hikayelerde rol alıyor. Burada insan öldürmek serbest ama robotlar dışarıdan gelen ziyaretçilere asla zarar veremiyorlar. Bütün robotların işletim sistemleri var . Onlara verilen repliklerin dışına çıkamıyorlar. Eğer robot hikaye kapsamında ölürse o anı durduruyorlar ve gelip o insanı alıp güncelleyip tekrar yerine koyuyorlar. Belki böyle anlatınca karışık gelebilir ama 4 bölümden sonra öyle güzel oturuyor ki ve inanılmaz şaşırtıcı. 2 sezon şuan hala ekleniyor. Her siteden izleyemiyorsunuz telif hakkından dolayı. HBO yapım tarafından yapılmış dizi . Bilirsiniz ki Game Of Thrones da HBO yapımın. Yani kaliteyi az çok tahmin edebilirsiniz.

2) LA CASA DE PAPEL

Galiba bu diziyi izlemeyen kalmamıştır. Ben çok keyifle ve heyecanla izledim. Eğer izlemeyen var ise hemen otursun ve açsın ilk bölümünü. İlk bölümünden sarıyor sizi. Darphanede yapılan bir soygunu anlatıyor ama bu soygun bilindik soygunlar gibi değil. Zaten diziden çıkarmanız gereken anlamda derin . Öyle sıradan izlenecek bir film değil. Her bölümünün altında derin anlam barındıran  sonucunda da vay be ! dedirtecek bir film. Profesör benim favori karakterimdi. Sizin favori karakterinizi yoruma yazmayı unutmayın 🙂 Bu arada dizinin devamı gelecek. Nasıl devam ettirirler bilmiyorum ama ben heyecanla bekliyorum.

Umarım yazımı beğenmişsinizdir . 🙂

Sizinde izlediğiniz ve beğendiğiniz yabancı diziler var ise lütfen yorum kısmına yazınız.

Resim 

Resim

Acımasız Deney : Canavar Çalışma Deneyi

 

Psikolojide etik kuralları hiçe sayarak yapılan ve sonrasında yine büyük etkiler yaratan bir deneyden daha bahsetmek istiyorum size . Bu deneyin de ortak noktası çocuklardan oluşmakta. İsmi kadar ürkütücü olan bu deneye gelin daha detaylı bakalım.
DENEYİN İÇERİĞİ
Deney 1939 yılında 22 çocuk üzerinde gerçekleştirilmiştir.Bu deneyde seçilen 22 çocuğun hepside öksüz çocuklardı. Bu deneye canavar çalışma deneyi denmesi ise etkilerinin kalıcı ve korkunç düzeyde olmasından kaynaklanmaktadır. İlk adımda deneklere testler yapılarak becerileri incelendi. Bu 22 çocuğun 10 tanesinde kekemelik bulgusuna rastlanıldı. Deneydeki çocuklar iki gruba ayrıldı . Her iki grupta 11 çocuk yer almaktaydı. Her iki gruptaki 11 çocuğun 5’i kekemeydi.Birinci grup deneklerine olumlu konuşma becerisi uygulanırken İkinci grup deneklerine ise olumsuz onları azarlayan hatalarında hor gören şiddet içeren korkunç bir terapi uygulandı.
DENEYİN SONUÇLARI
 Birinci gruptaki olumlu terapi gören , övülen , iyi şekilde karşılanan çocukların konuşmalarında ciddi derecede düzelmeler oldu.İkinci gruptaki yani her hatasında olumsuz terapi gören , hor görülen ,azarlanan hatta dövülen çocuklar yaşamları boyunca konuşmalarını düzeltemediler. İkinci grupta yer alan ama konuşma bozukluğu olmayan bazı çocuklarda ileride kekemelik belirtileri göstermeye başladılar. Bu deney aslında insanların iddialarının çocuklara ne kadar etkisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu deneyden sonra bu utanç verici deneyi yürüten kişi yargılanmadı. Bir süre sonra çocuklardan hayatta kalan 6 sı deneyi yapan üniversiteye dava açarak yüklü miktarda tazminat kazanmıştır.
Umarım yazımı keyifle okumuşsunuzdur. 🙂
Yorum yapmayı unutmayın !

Küçük Albert’a ne oldu ? ( Korkunç Psikolojik Deney )

KÜÇÜK ALBERT DENEYİ 

Davranış psikolojisinin kurucusu Watson’ın yürüttüğü bu deney hakkında bilgisi olmayan var ise bu yazıları okurken adeta bu korkunç deneye tanık olacaksınız ! Bu deney etik kuralları yoksayarak yapılmıştır. Watson bu deneyde aslında şu soruya cevap aramıştır.“Korku, insanda sonradan edinilen bir refleks mi yoksa doğuştan gelen bir dürtü mü?” Bu soru ile birlikte sahada yaptığı çalışmalarında korkunun sonradan kazanıldığına dair bir gözlemde bulununca bunu deneye dökmek istemiştir.  Daha sonra denek arama çabalarına girmiştir ve ne yazık ki 8 aylık küçük Albert’ı bulmuştur.

KÜÇÜK ALBERT DENEYİ BAŞLIYOR 

Bu deney tarihteki en büyük psikolojik deneylerden biri olarak kabul edilmektedir. Deneye başlamadan önce minik çocuğa bir takım psikolojik testler yapılır. Albert’a sırasıyla beyaz bir fare, tavşan, yanan kağıt parçaları, peluş bebekler, maske gibi nesneler gösterilir . Burada amaç  bu nesnelere karşı herhangi bir koşulsuz tepkinin olup olmadığının kontrol edilmesidir ve sonuç olarak minik Albert bu nesnelerin hepsine gülümser. Daha sonra Albert boş bir odaya alınır. Bu odada hiç bir eşya yoktur.  Albert’ın yanına beyaz bir fare salarlar. Fareyi gören Albert onu sevmek için onu yakalamaya çalışır. Deneyin korkutucu bölümü işte bu aşamadan sonra başlamaktadır. Fare yine odaya salınır ama bu kez bir fark vardır. Albert fareyi her yakaladığında çok rahatsız edici bir ses çıkartılır. Bu sesi duyan minik bebek ağlamaya başlar. Bir süre sonra sessizleşince yine fareye dokunmaya çalışır ve yine o gürültülü rahatsız edici ses çıkarılır. Bu şekilde artık fareye dokunmaktan korkar hale gelir. Bu deney bir kaç gün tekrarlanır ve sonuç da ise Albert ne zaman tüylü bir nesne görse beyaz renkte ona bakınca korkup ağlamaya başlar. Deneyin son kısımında ise diğer nesneler gösterildiğinde ( pamuk, beyaz tavşan ve benzer nesneler) ses olmadığı halde Albert ağlamaya başlar. Bu sonuç Watsons’ı tatmin etmemiştir ve  asistanı ile birlikte beyaz tüylü kostümler giyerek Albert’ın bulunduğu odaya girer.

Böylece artık Albert’ın korkusu adeta hafızasına kazınmıştır.  Bir araştırmacı tarafından elde edilen bilgiye göre Albert bu deneyden sonra  fobileri olan sağlıksız bir kişiliğe sahip olarak yaşamını sürdürmüş ve 7 yaşını kutlamadan hidrosefali’ den hayatını kaybetmiştir.

Bu korkunç deney sonrasında çok önemli bilgiler elde edildi. Watson, aslında tüm korkularımızın bu şekilde koşullanmalar sonucu oluştuğuna dikkat çekerken insanında çevresi tarafından yönetilen pasif bir varlık olduğunu öne sürüyordu.

Umarım yazımı keyifle okumuşsunuzdur. 🙂

Yorumlarınızı  bırakmayı unutmayın !

RESİM

RESİM

RESİM